Merhaba Sevgili Motorseverler!
Bir önceki sayfamda kronolojik sıra ile sahip olduğum motorları yayınladım. Şimdi ise bu motorları kullandığım süre içerisinde yaşadığım olayları yayınlayacağım.
Öncelikle hiç motor kullanmamışken satın aldığım Honda ile başlayayım;
Bu motoru alırken ehliyetim ve ekipmanım daha doğrusu bunların ne olduğu ile ilgili pek bir bilgim yoktu, çünkü 50cc motoru B sınıfı ehliyet ile kullanabileceğimi sanıyordum :)
Ta ki trafik polisi çevirene kadar, tamam kafada bir polis savar kask var ama 50cc'de olsa
A2 ehliyet sahibi olmam gerekiyormuş.
Bu acı deneyimden sonra kurallara aykırı davranmamak adına motoru aldığım hızda sattım :(
Birkaç yıl sonra aklıma giren arkadaş yüzünden Çin malı Kanuni Rokko marka 150cc lik scooter satın aldım. Ehliyet ve ekipman hak getire :(
Bu sefer sadece mahalle arasında kullanacağım diye ehliyet edinmedim, yine bir polis savar kaskım vardı. Bu hikaye de uzun sürmedi ve motoru kısa sürede elden çıkardım.
Yıllar sonra askerlik falan derken yine bir motor edinme kararı aldım. Bu sefer işi şansa bırakmadan eksiksiz bir sürücü olmak istiyordum. Bunun için önce ehliyet sahibi olmam gerekiyordu.
Hemen bir sürücü kursuna kayıt yaptırıp sınavlara girip ehliyetimi aldım. Hemen ardından Rami'de bulunan Yamaha Kardeşler bayisinden Yamaha Xmax250 motorumu satın aldım, eş zamanlı bir mont ve orta halli bir kask ile eldivenlerim ve dizliklerimi satın aldım.
Trafikte korkusuz ve özgürce gezinmenin keyfi başka oluyor :)
Bundan önceki motorlarımı anlatmaya değer görmediğimden Yamaha motoru kısaca anlatacağım, almak isteyenler fakat aklında soru işareti olup detaylı bilgi isteyenler bana ulaşabilirler.
Yamaha Xmax 250 tam bir aile motoru :) herşeyden önce top case (arka çanta) ihtiyacı hissettirmeden selenin altında ciddi bir bagaj hacmi sağlıyor! Buraya iki adet full face kask sığıyor ve hatta katlayarak bir montu da (yazlık mont) yerleştirebilirsiniz.
Performansa gelecek olursak, 250cc bir scooter ama güzel bir hızlanma sağlıyor. Önündeki standart cam rüzgarı hissettirmeyecek kadar yeterli. Bu motordan çok memnundum ta ki Honca CRF 250L'yi kullanana kadar.
CRF'nin yüksek duruşu, hoş egzoz sesi ve kullanırken her yola sorunsuzca girebileceğini bilmek güzel bir duygu. E bu kadar artıdan sonra Yamaha'ya veda vakti gelmişti.
Uzunca araştırmalardan sonra temiz bir CRF buldum ve satın aldım. Sahip olduğum ilk vitesli motosikletti ve hiç zorlamadı beni.
CRF üzerinde artçı ile uzun yol deneyimim de oldu;
İstanbul > İzmir > Didim > Bodrum > Didim > Çeşme > Sakız adası > Çeşme > İstanbul.
Toplamda 2000km'lik acı bir deneyim oldu. Çünkü 7lt'lik benzin deposu yüzünden, yolda kaldım kalacağım korkusu ve 50km sonrası başlayan oturma uzvu ağrısı :) Bu deneyimden sonra kısmen üzülerek ama daha çok sevinerek (Tenere niyeti ile) CRF'den ayrıldım.
Yola çıkarken yaprığım sırt çantası tutucu modifikasyonumu da sizinle paylaşmak isterim;
-Bauhaus'ta satılan bisiklet tutucuyu yine Bauhaus'tan aldığım kanca ve civatalar ile topcase tutucusuna sabitledim. İstenildiğinde kolayca çıkabiliyordu :)
Köprü açılışta bedava dediler geçtik :) (Osmangazi Köprüsü)
CRF'yi aldığımda kendileri 6000km'deydi. 11111km'yi devirdiğim doğrudur :)
CRF'yi yeni sahibine teslim edip TENERE sahibi olmam adeta ışık hızında gerçekleşti.
Ama inanın dürüst satıcı bulmak ve temiz bir motor almak çok çok zor! Yoğun araştırma sonucunda birçok aksesuara sahip TENERE'mi satın aldım. Motorumun selesinde jel uygulaması bile vardı :) yani uzun yollar beni beklerdi :) Tam üç tane alüminyum çanta, motor koruma demiri, telefon tutucu, araç şarjı ve usb çıkışı, sis farları ve gidon süngeri. Üstelik muayene ve bakımları yeni yapılmıştı.
Tenere benim ve artçım için bambaşka bir deneyim oldu. Hızlanması, fren mesafesi, dengesi ve rahatlığı ile oldukça başarılı bir motosiklet...