30 Kasım 2016 Çarşamba

Ailemizi Motosiklet Almaya Nasıl İkna Ederiz?

Ailemizi Motosiklet Almaya Nasıl İkna Ederiz?


Motosiklet sevdalılarının kanayan yarası, Aile engeli! 




           Ailelerin bu konuda inanılmaz önyargıları olabiliyor, bunun en büyük nedeni dış etmenlerden kaynaklı kaza olasılıkları. Nedir bu dış etmenler? 
Tabi ki diğer konuda değindiğim dikkatsiz, kural tanımayan ve umursamaz otomobil sürücüleri, dikkatsiz yayalar, bozuk yollar vs vs.

Önyargı dedim, çünkü önyargıyı tetikleyen duygu korkudur. Aile çok sevdiği çocuğunu trafikte belirsizliğin içerisine sokmak istemiyor. Tv haberleri, gazete yada sosyal medyada gördükleri kazalar sonucu motosiklet sürücüleri yaralanıyor ve hatta ölebiliyorlardı.
Bunları gören aile bireyleri, ister istemez motora karşı olumsuz bakıyorlar.

Peki bunun üstesinden gelmek için neler yapabiliriz?

Öncelikle belirmeliyim, tavsiyelerim tamamen kişisel olup sizlerde işe yarayıp yaramayacağı konusunda kesinlik içermemektedir :) Bu işlemler için zamana ihtiyacınız var ve en önemlisi çok fazla sabır.

Zaten korku içinde olan aileye motosikletin olumlu yönlerinden bahsedin;
Yakıt tasarrufu.
Park sorununa çözüm.
Trafik sıkışıklığına çözüm.
Bakım maliyeti, vergi vb masrafların daha uygun olması.
Karbon salınımı bakımından çevreci olması.
İstenilirse güzel bir sosyal çevre edinmeye katkı sağlaması vs vs.

Kısa bir liste ile başlayın ve mantık çerçervesinde bu listeyi artırın :) Asla kaza olaylarından konu açmayın. Bu planlarınızı suya düşürebilir :(

Motosiklet kullanırken ekipmanın öneminden bahsedin. Hatta ekipmansız motor kullanan birilerini gördüğünüzde ne kadar yanlış olduğunu vurgulayarak bilinçli bir sürücü adayı olduğunuzu hissettirin.

Aynı konuyu hızlı motosiklet kullananlar için de uygulayabilirsiniz :)

Konuyu toparlamak gerekirse, kısacası aileniz sizin bilinçli ve aklı başında bir motosiklet sürücüsü olduğunuza ikna olursa, motosiklet ve ekipmanlarınızı almak için araştırmaya başlayabilirsiniz ;) (ehliyetinizi unutmayın;) ) 

Önemli not: Asla ailenizin haberi olmadan motosiklet sahibi olmaya kalkışmayın!


Trafikte Motosiklet Kullanma

Trafikte Motosiklet Kullanma



Merhaba Değerli motosiklet kullanıcıları;

Sizlere İstanbul'da motosiklet kullanmanın zorlukları ve dikkat etmeniz gereken ufak tefek ipuçlarından bahsedeceğim.

Öncelikle trafik kuralları İstanbul yada başka şehir olarak değişiklik göstermemektedir :)
Fakat Büyük şehir İstanbul'da motosiklet kullanacaksanız işiniz diğer illere oranla biraz daha zor.

İstanbul, trafik kurallarının çokça ihlal edildiği ve ihlal eden tarafından gayet normal karşılanan bir halde. Şöyle ki, motorunuz ile tek şeritli dar yolda ilerlerken karşınıza ters yönden bir araç çıksa utanmadan haklıymış gibi sizin yol vermenizi bekleyebilir. Olası red cevabınızda saygısızca laf dalaşı ve hatta kavga boyutuna varan olayın içerisinde bulabilirsiniz kendinizi. 

İstanbul'da motosiklet kullanmak her an kavgaya hazırlıklı olmanız anlamına gelmiyor demeyi çok isterdim. Ama maalesef her an bu riskimiz var.

Şuna emin olabilirsiniz, otomobil sürücülerinde motosikletlere karşı bir antipati var. Bazı konularda haksız değiller ama bir kitleyi baz alarak tüm motosiklet sürücülerine tavır almak hoş değil. 
Bu algıyı aşmak mümkün değil o yüzden İstanbul trafiği yada başka bir şehirde motosiklet kullanırken gözümüzü 4 açmamız gerekmektedir. Bunun yolu defansif sürüş dediğimiz yani kendini kollama odaklı bir sürüşten geçer. Hatta bazı araç sürücüleri, sizin onlar ile zıtlaşmanız durumunda araçlarını hiç çekinmeden üzerinize sürebilirler. Ama farkında değiller, bizim kaportamız vücudumuz!

Bir aracın dokunup düşürmesi sonucunda ciddi yaralanmalar ve hatta ölüm ile sonuçlanabilicek durumlar doğabilmektedir. İşte bu nedenle bırakın araç sürücüleri ile münakaşaya girmeyi, önünüze bakıp devam edin! 

Buraya kadar, araçlardan korunmamız gerektiğini anlattım. Peki iyi araç sürücüleri de yok mu? Evet var! Fakat bu iyi niyetli sürücüler bile size kaza yaptırabilir. Bunun en büyük ve sık yaşanan senaryosu kör noktada kalmak. 

Nedir bu kör nokta?
Trafikte sürücünün geriden gelenleri aynasında göremediği bölge, kör alan, ölü açıdır.
Aşağıdaki resimde de göreceğiniz gibi, aracın aynasında bir şey görünmüyorken kör nokta aynasından bakıldığında bir tır yanınızdan geçmek üzeredir. Bu motosiklet kullanan bir sürücü de olabilir.
















Peki bu durumda ne yapmalıyız? Bunun tek çözümü araçların sağ ve sol yan arkasından seyir etmemek. Ne demek istediğimi aşağıdaki resim daha iyi anlatıyor.



Araç sürücüsünün sizi hiçbir zaman görmediğini ve her an önünüze kırabileceğini düşünün, bundan sonra trafikte böyle ilerleyin. Kaza riskiniz büyük ölçüde azalacaktır.

Bir diğer teknik ise, eğer araçların arkasından takip edeceksek mutlaka sağ yada sol tarafında ilerleyelim. Araçlar yolda ilerlerken karşılarına çıkan çukurlardan kaçmak için ortalamayı tercih ederler. Siz önünüzdeki aracın tam ortasından ilerlerseniz bu çukurlara girmemeniz kaçınılmaz. Çukur dediğime bakmayın, bir çoğu bildiğiniz kuyu :( ve kazaya sebebiyet verebiliyorlar.


Yolda (özellikle otobanlarda) ilerlerken sapaklara dikkat etmek gerekir, eğer sapağa giriş şeridine yakın ilerliyorsanız hiç anlamadan en sol şeritteki sürücü aniden üzerinize kırmak suretiyle sapağa girmeye çalışabilir. İşte bu ansızın gelen ve kaçması oldukça zor bir kaza nedenidir. Burada araç sürücüsü sapağı kaçırdığı için panik haldedir ve kontrolsüzce üzerinize sürebilir. 

Alınması gereken tedbirler ve dikkat edilmesi gereken hususlar saymakla bitmez. Aklıma geldikçe yazmaya devam edeceğim. Siz kurallara uyun uymayanlara karşı tedbirli olun yeter, hoş herkes kurallara uysa kaza oranlarında çok ciddi azalma olacağı kesin. Ama herkesin bir acelesi var, herkes gitmek istediği yere en hızlı şekilde ulaşmak istiyor ve daha vahimi haksız bile olsalar haklı gibi davranmaları :( 

Bu durumu anlatan Japon'ları ying yang simgesi gelsin aklınıza :) Yamaha kullandığımdan değil, bana göre çok anlamlı olduğundan ;)

Her iyinin içinde bir kötü, her kötünün içinde bir iyi vardır.



Tekeriniz düz bassın! Sevgiler!












13 Kasım 2016 Pazar

Motorumuzda Zincir Temizliği ve Yağlama

Motorumuzda Zincir Temizliği ve Yağlama


Merhaba Arkadaşlar,

Gelen birçok mailde zinciri nasıl temizlediğim soruluyor, kullandığım tüm ekipmanlar ile size bunu anlatmaya çalışacağım;


Ortalama 300-400km ardından gerekli olan zincir temizliğini nasıl yapıyoruz? Bunun için ben aşağıda sıraladığım ürünleri kullanıyorum.


Motul C1 Temizleme spreyi, tüm kiri o ringlere zarar vermeden akıtıyor, 30TL fiyatı var. Evet biraz pahallı ama piyasada gaz yağı bulabileceğim bir istasyon yok. Eğer olsaydı buna bu kadar para vermezdim.



Motul C1 i iyice sıktıktan sonra Aliexpress ten 1$'a satın aldığım bu fırça ile detay temizliğini yapıyorum. 



Ardından Dechatlon mağazasından satın aldığım Berner marka silikonlu yağ ile güzelce yağlayıp 2 ila 3 saat kadar sonra hareket etmeye özen gösteriyorum.




5 Kasım 2016 Cumartesi

Ekipmanlarımı Tanıttım

Kullandığım Ekipmanlar



Tekrar Merhaba Arkadaşlar, artçım ve kendi kullandığım ekipmanlardan bahsedeceğim. Yeni ekipman almak isteyenlere de tüyolar vereceğim.

Öncelikle eski ekipmanlarımdan başlamak istiyorum;

Polis savar kadar olmasada kalitesiz bir kask Shiro Detay yazmaya gerek yok. Ağır, görüş açısı dar bir kask.
--------------------Motolojivlog--------------------

Kaskımı daha yeni değiştirdim, Motoliz'in yaza veda etkinliğinde AGV K3-SV Camadoz marka çok şık ve Sharp'tan 4 yıldız almış bir kask edindim. Tamam eski kaskım çok kötüydü ama AGV'den sonra kask taktığımı yada takmadığımı hissettim :) çok hafif ve görüş açısı oldukça başarılı bir kask üretmişler. Fiyatı makul olunca aldım ve gerçekten memnun kaldım. 
Şimdi diyeceksiniz ki, Arai, Schuberth ve Shoei varken AGV??? f/p olarak değerlendirdiğimde gayet iyi bir seçim yapmışım:) Allah kaska muhtaç etmesin diyelim!


--------------------Motolojivlog--------------------


Balaklava olarak göğüse kadar inen Revit Traker i seçtim, boyundan giren rüzgarı başarılı bir şekilde engelliyor. Çünkü kendisi wind stopper (rüzgar kesici) özellikli. Bunu aldıktan sonra ciddi anlamda rahatladım :)

Resimdeki ben değilim ;)



--------------------Motolojivlog--------------------



Kışın ciddi anlamda rüzgardan ve yağmurdan koruyan Venom Touring Mont (bende çok büyük duruyordu, yoksa değiştirmezdim. Üç katmanlı güzel bir mont)

--------------------Motolojivlog--------------------



Montumu daha sonra Acerbis 4 mevsim ile değiştirdim. Fakat kışın pek başarılı değil. Su geçirmesinin yanı sıra rüzgara karşı da o kadar başarılı değil. Çok kara kışta giyilmesi tavsiye edilmez :(
Acerbis Ramsey Grey


--------------------Motolojivlog--------------------



Bu eldivenleri çok çok ucuza almıştım, kışlık değil ama kışın kullandığımda çok üzmedi yani f/p olarak saçma bir şekilde başarılı çıktı. Aynısının resmini bulamadım o yüzden temsili bir resim ekliyorum. Kendileri noname olup artık değiştir beni diye isyanlarda :) Revit H2O var aklımda.


--------------------Motolojivlog--------------------



Dizliklerim de scoyco marka ucuza aldığım mafsallı. Yeni dizlik alacaklara tavsiyem kesinlikle kilit mekanizması cırtlı değil geçmeli olanları tercih edin. Bir iki takmadan sonra bunlar ile uğraşmak istemiyor ve takmıyorsun. 
Tek eksisi zor takılması, onun haricinde güzel ve rahat dizlik.


--------------------Motolojivlog--------------------


Şimdi gelelim artıçımın kullandığı ekipmanlara, artçımın ekipmanlarında paraya biraz daha kıyarak daha iyilerini almaya çalıştım.

Kask tercihimiz Schuberth marka oldu, kendisi çok sessiz ve Sharp'tan 5 yıldız almış dünyaca ünlü bir kask markası. Schuberth aerodinamik açıdan çok başarılı ve ilk rüzgar tüneli testi yapılan markadır. 
Balaklava olarak, boyun kısmını korumayan ucuz bir balaklava hediye ettiler. Onu kullanıyoruz.

--------------------Motolojivlog--------------------



Mont olarak Revit markasını seçtik. F/P olarak idealdi. Monta ek sırt koruması da satın alarak daha güvenli hale getirdik.





--------------------Motolojivlog--------------------


Eldiven olarak yine noname eldiven kullanıyoruz, ilk fırsatta yeni eldiven edineceğiz :)



Motorlarımı Anlatıyorum


Merhaba Sevgili Motorseverler!

Bir önceki sayfamda kronolojik sıra ile sahip olduğum motorları yayınladım. Şimdi ise bu motorları kullandığım süre içerisinde yaşadığım olayları yayınlayacağım.

Öncelikle hiç motor kullanmamışken satın aldığım Honda ile başlayayım;

Bu motoru alırken ehliyetim ve ekipmanım daha doğrusu bunların ne olduğu ile ilgili pek bir bilgim yoktu, çünkü 50cc motoru B sınıfı ehliyet ile kullanabileceğimi sanıyordum :)
Ta ki trafik polisi çevirene kadar, tamam kafada bir polis savar kask var ama 50cc'de olsa 
A2 ehliyet sahibi olmam gerekiyormuş.

Bu acı deneyimden sonra kurallara aykırı davranmamak adına motoru aldığım hızda sattım :(


Birkaç yıl sonra aklıma giren arkadaş yüzünden Çin malı Kanuni Rokko marka 150cc lik scooter satın aldım. Ehliyet ve ekipman hak getire :( 
Bu sefer sadece mahalle arasında kullanacağım diye ehliyet edinmedim, yine bir polis savar kaskım vardı. Bu hikaye de uzun sürmedi ve motoru kısa sürede elden çıkardım.

Yıllar sonra askerlik falan derken yine bir motor edinme kararı aldım. Bu sefer işi şansa bırakmadan eksiksiz bir sürücü olmak istiyordum. Bunun için önce ehliyet sahibi olmam gerekiyordu. 

Hemen bir sürücü kursuna kayıt yaptırıp sınavlara girip ehliyetimi aldım. Hemen ardından Rami'de bulunan Yamaha Kardeşler bayisinden Yamaha Xmax250 motorumu satın aldım, eş zamanlı bir mont ve orta halli bir kask ile eldivenlerim ve dizliklerimi satın aldım.

Trafikte korkusuz ve özgürce gezinmenin keyfi başka oluyor :)

Bundan önceki motorlarımı anlatmaya değer görmediğimden Yamaha motoru kısaca anlatacağım, almak isteyenler fakat aklında soru işareti olup detaylı bilgi isteyenler bana ulaşabilirler.

Yamaha Xmax 250 tam bir aile motoru :) herşeyden önce top case (arka çanta) ihtiyacı hissettirmeden selenin altında ciddi bir bagaj hacmi sağlıyor! Buraya iki adet full face kask sığıyor ve hatta katlayarak bir montu da (yazlık mont) yerleştirebilirsiniz. 
Performansa gelecek olursak, 250cc bir scooter ama güzel bir hızlanma sağlıyor. Önündeki standart cam rüzgarı hissettirmeyecek kadar yeterli. Bu motordan çok memnundum ta ki Honca CRF 250L'yi kullanana kadar. 

CRF'nin yüksek duruşu, hoş egzoz sesi ve kullanırken her yola sorunsuzca girebileceğini bilmek güzel bir duygu. E bu kadar artıdan sonra Yamaha'ya veda vakti gelmişti. 
Uzunca araştırmalardan sonra temiz bir CRF buldum ve satın aldım. Sahip olduğum ilk vitesli motosikletti ve hiç zorlamadı beni.

CRF üzerinde artçı ile uzun yol deneyimim de oldu;
İstanbul > İzmir > Didim > Bodrum > Didim > Çeşme > Sakız adası > Çeşme > İstanbul.

Toplamda 2000km'lik acı bir deneyim oldu. Çünkü 7lt'lik benzin deposu yüzünden, yolda kaldım kalacağım korkusu ve 50km sonrası başlayan oturma uzvu ağrısı :) Bu deneyimden sonra kısmen üzülerek ama daha çok sevinerek (Tenere niyeti ile) CRF'den ayrıldım.

Yola çıkarken yaprığım sırt çantası tutucu modifikasyonumu da sizinle paylaşmak isterim;
-Bauhaus'ta satılan bisiklet tutucuyu yine Bauhaus'tan aldığım kanca ve civatalar ile topcase tutucusuna sabitledim. İstenildiğinde kolayca çıkabiliyordu :)

Köprü açılışta bedava dediler geçtik :) (Osmangazi Köprüsü)



CRF'yi aldığımda kendileri 6000km'deydi. 11111km'yi devirdiğim doğrudur :)

CRF'yi yeni sahibine teslim edip TENERE sahibi olmam adeta ışık hızında gerçekleşti.
Ama inanın dürüst satıcı bulmak ve temiz bir motor almak çok çok zor! Yoğun araştırma sonucunda birçok aksesuara sahip TENERE'mi satın aldım. Motorumun selesinde jel uygulaması bile vardı :) yani uzun yollar beni beklerdi :) Tam üç tane alüminyum çanta, motor koruma demiri, telefon tutucu, araç şarjı ve usb çıkışı, sis farları ve gidon süngeri. Üstelik muayene ve bakımları yeni yapılmıştı.


Tenere benim ve artçım için bambaşka bir deneyim oldu. Hızlanması, fren mesafesi, dengesi ve rahatlığı ile oldukça başarılı bir motosiklet...


















Motorlarım Kronolojik Sıralama

Sahip Olduğum Motosikletler


Kronolojik sıralama;



Merhaba Değerli Dostlar,


Bu zamana kadar sahip olduğum motosikletleri listeledim, Performans ve kalite olarak en memnun olduğum halen kullandığım Yamaha Tenere :) listeden de anlayacağınız üzere en vasat motorum ise Honda Vision.


Honda tam anlamıyla başlangıç motoru, hep soruyorlar hangi motor ile başlayalım? Tabiki bu kadar vasat olmasın :) Vasat ama keyifli bir motordu Honda Vision, az da olsa kahrımı çekti.

Honda Vision Met in 50cc (2001-2001)


Kanuni ise Çin malı kategorisinde en leş diyebilirim :( gerek kalkışı gerek duruşu ve kullanılan malzeme kalitesiyle berbat bir motosiklet. Uzak durun, başlangıç için gerekirse ikinci el bir Honda Activa alın inanın bununla adı aynı sayfada kullanılamaz.


Kanuni Rokko 150cc (2003-2003)





Biraz biraz uzmanlaştıkça daha büyük daha kaliteli olsun istiyor insan, çünkü insan doyumsuzdur. Ama motosiklette daha bir doyumsuz oluyorsunuz.
İlk ABS'li motorum ve tam anlamıyla çılgın :) Gerek kalkışı, duruşu, yol tutuşu ve kullanılan malzeme tam bir Yamaha kalitesi. Ağırlığı ve bütçesi sizi korkutmayacaksa bununla da başlamak mantıklı olabilir.

Yamaha Xmax 250 ABS (2014-2015)



Honda CRF250L, bu motor için Dual Sport demek ne kadar doğru bilemedim. Cross görünümüyle ön plana çıkan bu motorum ise uzun yolda tam bir baş belası. Honda bu motor ile güzel bir satış grafiği yakaladı ama uzun yolda depo ufaklığı ve sele rahatsızlığı sizi bezdirebilir.


Honda CRF250L (2015-2016)




Yamaha Tenere 660 (2016- )